The Kıng's Speech'in DVD ve Blu-Ray'de çıkmasıyla filme olan gizli ambargom sone ermiş oldu ve bende sizler gibi sonunda bu övülmesi bitmez Oscar yemi kostüm dramasını izlemiş bulundum.
10 En İyi Film adayları arasında izlemediğim tek film olup ta hatta utanmadan bir de bu Oscar'ı kaparak uzun zamandır törenden önce izlememiş olduğum ilk en iyi film kazananı oldu. 2005 yılının Crash rezaletinde bile o filmi önceden izleme imkanım olmuştu.
The King Speech'ten uzak durmamın en büyük sebebi her ne kadar iyi eleştiriler alsa da çoğu kostüm dramalarına olan alerjimden kaynaklanıyor. Sırf bu yüzden Kubrick'in bile Barry Lyndon ile en sıkıcı ve en az etkileyici filmini yarattığına inanırım.
Sonuçta bu kadar beklemeden sonra King's Speech'in türüne göre gayet enteresan ve bir şaheser olmasa bile neden bu kadar beğenildiğini anladığım başarılı bir kostüm draması olduğu kararına vardım. Film, her ne kadar iç mekanlara fazla bağlı kalması ile yer yer gayet etkileyici bir BBC dramasını andırsa da David Seidler'ın Oscar'ı hak eden muazzam senaryosu ve Colin Firth ile Geoffrey Rush'ın güçlü performansları ile gayet akılda kalır bir seyir ortaya koyuyor. Benim için yılın en iyi filmlerinden biri değil belki, ama başarısını "konuşturan" bir yapım.
Thursday, April 21, 2011
Subscribe to:
Post Comments (Atom)


No comments:
Post a Comment